hukuk haberleri
Yargıtay'dan emsal karar: Kredi kartı borcunun ödenmesi nafaka anlamına gelmez Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, nafaka hükümlüsü kocanın nafaka alacaklısı olan eski eşinin kredi kartı borcunu ödemesinin nafaka yerine sayılamayacağına hükmetti.

Nafaka alacaklısı kadın, eski kocası hakkında icra takibi başlattı. İcraya itiraz eden koca, yoksulluk ve iştirak nafakası ödeme şartıyla boşandığı eşinin kredi kartı borcunu ödediğini, ayrıldığı eşine banka aracılığıyla bir miktar da para gönderdiğini, bu şekilde de nafaka borcunu ödediğini beyan etti. Mahkeme, davacı kocayı haklı buldu. Davada son sözü söyleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davacının yaptığı kredi kartı ödemelerinin, tarafların boşandıkları tarihten önceye dair olması nedeni ile nafakaya mahsup edilmesinin mümkün olmadığına hükmetti.

2013 yılında Rize'de mahkeme yoluyla boşanan çift, nafaka ödeme konusunda anlaşmazlığa düşünce konu yargıya taşındı. Rize Aile Mahkemesi'ne tespit davası açan davacı koca, dava dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: "Ayrıldığım eşim 5 bin lira tutarında yoksulluk ve iştirak nafakasının tahsili amacıyla aleyhime icra takibi başlattı. Ancak 35 bin 436 lira tutarındaki kredi kartı borcunu ödedim. Ayrıca banka aracılığıyla davalıya 6 bin 300 lira para gönderdim. Bu şekilde nafaka borcunu ödedim. Ödediğim toplam para 41 bin 736 lira. Takipten sorumlu olmadığımın tespitine karar verilmesini talep ediyorum."

Mahkemede davalı kadının avukatı ise "İcra takip tarihi 28 Mart 2013'tür. Bu tarihinden önce ödenen 4 bin 800 lirayı kabul ettik. 29 Mart 2013 tarihinde ödenen bin 500 lirayı takipten sonra ödenmesi sebebiyle kabul etmedik. Kredi kartı ödemeleri ise davacının da faydalandığı evin giderlerine dairdir. Bu sebeple de nafaka borcuna mahsup edilemeyeceği ortadadır. Davanın reddine karar verilmesini istiyoruz." şeklinde savunma yaptı. Tarafları dinleyen Rize Aile Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne karar verdi. Davalı kadının avukatı kararı temyiz etti.

KREDİ KARTINI KENDİ RIZASIYLA ÖDEMİŞTİR, NAFAKA YERİNE GEÇMEZ

Dava dosyasını inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, emsal bir karara imza atarak, nafaka hükümlüsünün nafaka alacaklısının kredi kartı borcunu ödemesinin nafaka yerine geçmeyeceğine hükmederek mahkeme kararını bozdu. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından yapılan ödemelerin nafaka borcuna mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplandığına dikkat çekilen Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi: "Davacının yapmış olduğu kredi kartı ödemelerinin, tarafların boşandıkları tarihten önceye dair olması nedeni ile nafakaya mahsup edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki yapılan bu ödemeler rızai olup, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi niteliğindedir. Ancak davalı tarafından 4 bin 800 lira tutarındaki ödemenin kabul edildiği ve davacı tarafından davalı tarafa, banka kanalı ile ve 'nafaka ödemesi' adı altında 29 Mart 2013 tarihinde gönderilen bin 500 lira ve 26 Mart 2013 tarihinde gönderilen bin lira tutarındaki havalelerin, nafakaya mahsuben gönderildiği kabul edilerek, bu ödemelerin toplam nafaka borcundan mahsup edilmesinden sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve kararın bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir."

 

T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/9405
K. 2015/2431
T. 17.2.2015

* NAFAKA YÜKÜMLÜSÜNÜN NAFAKA ALACAKLISININ KREDİ KARTI BORCUNU ÖDEMESİ ( Kredi Kartı Ödemesinin Tarafların Boşandıkları Tarihten Önceye Dair Olması Nedemiyle Nafaka Borcundan Mahsup Edilemeyeği - Yapılan Ödemeler Rızai Olup Ahlaki Bir Görevin Yerine Getirilmesi Niteliğinde Kabul Edileceği )

* MENFİ TESPİT DAVASI ( Davacı Nafaka Yükümlüsü Aleyhine İcra Takibi Başlatıldığı - Davacının Davalı Nafaka Alacaklısının Kredi Kartı Borcunu Ödediğini Beyan Ederek Takipten Bu Miktar Kadar Sorumlu Olmadığının Tespitini İstediği/Kredi Kartı Ödemesinin Tarafların Boşandıkları Tarihten Önceye Dair Olması Nedeniyle Nafaka Borcundan Mahsup Edilemeyeği )

* RIZAİ ÖDEMELERİN NAFAKADAN MAHSUP EDİLEMEMESİ ( Nafaka Yükümlüsünün Nafaka Alacaklısının Kredi Kartı Borcunu Ödediği - Kredi Kartı Ödemesinin Tarafların Boşandıkları Tarihten Önceye Dair Olması Nedemiyle Nafakaya Mahsup Edilemeyeği - Yapılan Ödemeler Rızai Olup Ahlaki Bir Görevin Yerine Getirilmesi Niteliğinde Olduğu )

* BANKA KANALI İLE NAFAKA ÖDEMESİ ADI ALTINDA ÖDEME YAPILMASI ( Havalelerin Nafakaya Mahsuben Gönderildiği Kabul Edilerek Nafaka Borcundan Mahsup Edileceği - Nafaka Yükümlüsünün Nafaka Alacaklısının Kredi Kartı Borcunu Ödediği/Kredi Kartı Ödemesinin Tarafların Boşandıkları Tarihten Önceye Dair Olması Nedemiyle Nafaka Borcundan Mahsup Edilemeyeği )

2004/m. 72

4721/m. 175

ÖZET : Davalı, davacının eski eşi olup, yoksulluk ve iştirak nafakasının tahsili amacıyla davacı aleyhine icra takibi yapılmıştır. Davacı, davalıya ait kredi kartı borcunu ödediğini, ayrıca banka aracılığıyla davalıya bir miktar para gönderdiğini, bu şekilde de nafaka borcunu ödediğini beyan ederek, ödediği miktar kadar takipten sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık; davacı tarafından yapılan ödemelerin nafaka borcuna mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacının yapmış olduğu kredi kartı ödemelerinin, tarafların boşandıkları tarihten önceye dair olması nedeni ile, nafakaya mahsup edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki; yapılan bu ödemeler rızai olup, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi niteliğindedir.

Davalı tarafından kabul edilen bedel ile banka kanalı ile "nafaka ödemesi" adı altında gönderilen havalelerin, nafakaya mahsuben gönderildiği kabul edilerek, bu ödemelerin toplam nafaka borcundan mahsup edilerek karar verilmesi gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda, hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dilekçesinde; davalının, müvekkilinin eski eşi olup, toplam 5.000 TL tutarında yoksulluk ve iştirak nafakasının tahsili amacıyla davacı aleyhine icra takibi yaptıklarını, ancak davacının davalıya ait 35.436 TL tutarında kredi kartı borcunu ödediğini, ayrıca banka aracılığıyla davalıya 6.300 TL gönderdiğini, bu şekilde de nafaka borcunu ödediğini beyan ederek, ödediği toplam 41.736 TL kadar takipten sorumlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında; icra takip tarihi olan 28.3.2013 tarihinden önce ödenen 4.800 TL'yi kabul ettiklerini, 29.3.2013 tarihinde ödenen 1.500 TL'yi, takipten sonra ödenmesi sebebiyle kabul etmediklerini, kredi kartı ödemelerinin, davacının da faydalandığı evin giderlerine dair olduğunu, bu sebeple de, nafaka borcuna mahsup edilemeyeceğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dava konusu uyuşmazlık; davacı tarafından yapılan ödemelerin nafaka borcuna mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacının yapmış olduğu kredi kartı ödemelerinin, tarafların boşandıkları tarihten önceye dair olması nedeni ile, nafakaya mahsup edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki; yapılan bu ödemeler rızai olup, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi niteliğindedir.

Ancak, davalı tarafından 4.800 TL tutarındaki ödemenin kabul edildiği ve davacı tarafından davalı tarafa, banka kanalı ile ve "nafaka ödemesi" adı altında 29.3.2013 tarihinde gönderilen 1.500 TL ve 26.3.2013 tarihinde gönderilen 1.000 TL tutarındaki havalelerin, nafakaya mahsuben gönderildiği kabul edilerek, bu ödemelerin toplam nafaka borcundan mahsup edilmesinden sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

kazanci.com.tr

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye