hukuk haberleri
Mühür bozma suçu, Tedaş, Özel şirketlere ait mühürler Yazdır
Sosyal Medyada Bizi Paylaşın

> Bir süredir tartışılan mühür bozma suçundan dolayı, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin istikrarlı kararları çıkmaya başladı.

>Yargıtayın kararlarına göre ihaleyle elektrik dağıtım işini alan ÖZEL şirketlerin yaptığı mühürleme işlemi, TCK'nin 203. maddesinde aranan mühürleme işlemleri olarak görülmemekte, balmumu mührü olarak kabul edilmektedir. Elektrik hırsızlığının karşılıksız yararlanma suçuna dönüştürülmesi ve mahkemelerce ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi uygulaması sonrasında, artık vatandaşın sicilinde yer alan mühür bozma suçlarına dair kayıtlarda silinebilir hale gelecektir.

T.C.
YARGITAY
11.CEZA AİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
Esas No : 2014/6928
Karar No : 2014/5698
Karar Tarihi : 26.03.2014
Tebliğname No : KYB - 2014/41523

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.01.2014 gün ve 2013/2171/6585 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07.02.2014 gün ve KYB 2014/41523 sayılı ihbarnamesi ile;

Mühür bozma suçundan sanık Lütfi Kara’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 203/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/06/2013 tarihli ve 2013/425 esas, 2013/639 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde;

Dosya kapsamına göre, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 30/10/2013 tarihli ve 2012/22539 esas, 2013/15593 sayılı ilâmında belirtildiği üzere; "Anayasa’nın 38. maddesine göre “kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” Aynı hususlar, 5237 sayılı Kanun’un “Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi” başlıklı 2. maddesinde de vurgulanmış ve “İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.” hükmüne yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un "Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde, 203. maddede düzenlenen "mühür bozma" suçunun konusu, kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin olduğu gibi korunması veya üzerinde değişiklik yapılmaması için konulan mühürdür. Suçla korunan değer, kamu idaresinin, dolayısıyla devletin otoritesidir. Kanunla verilmiş yetkiye dayalı olarak ve usulüne uygun bir şekilde yetkili makam tarafından konulan mührün kaldırılması ya da konuluş amacına aykırı hareket edilmesi ile mühür bozma suçu oluşur. Devlet daha önce, elektrik dağıtım ve satışım Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile bunlara bağlı müessese ve ortaklıklar eliyle gerçekleştirirken, bu hizmet özelleştirme uygulamaları kapsamında, dağıtım ve perakende satış lisansı sahibi özel hukuk tüzel kişileri olan şirketlere devredilmiştir.

Elektrik ve Doğalgaz'ın dağıtım ve satışının Kamu İktisadi Teşebbüsleri tarafından gerçekleştirildiği dönemde ve özelleştirme programının yürütüldüğü sürece, usulsüz veya kaçak kullanımların tespiti üzerine usulünce yapılan mühürleme işlemine aykırı davranışların TCK'nun 203. maddesi kapsamındaki suçu oluşturduğu tartışmasız ise de bunların dağıtım ve satışının, özelleştirme uygulamaları sonucu lisans sahibi özel şirketlere devredilmesinden sonra özel şirket yetkililerince yapılan mühürleme işlemi ve buna aykırı davranışların ceza hukuku açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. 24/11/1994 tarih ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 37. maddesinin 27.4.1995 tarih ve 4105 sayılı Yasayla değişik (a) bendine göre “Bu Kanun hükümleri gereğince özelleştirme programına alınan kuruluşlar özel hukuk hükümlerine tabi olup, bunlar hakkında varsa kendi kuruluş kanunları ile diğer kanunlarda yer alan bu Kanuna aykırı hükümler ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uygulanmaz.” 5237 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 6. maddesinin gerekçesinde “kamusal faaliyet, Anayasa ve kanunlarda belirlenmiş olan usullere göre verilmiş olan bir siyasal kararla, bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir.

Buna karşılık, kamusal bir faaliyetin yürütülmesinin ihaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince üstlenilmesi durumunda, bu kişilerin kamu görevlisi sayılmayacağı” belirtilmiştir. Mühür bozma suçunun fiil öğesi bağlamında hukuka aykırılık unsurunun oluşması için, mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunması zorunludur. Ne yukarıda anılan 4046 sayılı Kanun’da, ne 20.2.2001 tarih ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ile 14.3.2013 tarih ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nda, ne de başka bir özel Yasada özelleştirme sonrasında özel şirketlere mühürleme yetkisi verildiğine ve buna aykırı davrananlar hakkında TCK’nun 203. maddesi hükümlerinin uygulanacağına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. 4628 sayılı Kanun’a dayanılarak çıkarılan 25.09.2002 tarihli “Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 13/3. maddesinde “Dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, kaçak elektrik enerjisi tükettiği tespit edilen gerçek veya tüzel kişilerin elektriğini keserek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunacağı” belirtilmişse de bu düzenleme, yukarıda yer verilen Anayasa’nın 38 ve TCK’nun 2. maddeleri hükmü karşısında özel bir şirketin tatbik ettiği mührün bozulması eylemini suça dönüştürmez." Şeklindeki açıklamaları dikkate alındığında somut olayda Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş'nin suç tarihi olan 04/07/2012 tarihinde özelleştirilmiş olması sebebiyle suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü:


İncelenen dosya içeriğine göre; 04.07.2012 tarihli mühür bozma tutanağına konu 26.01.2012 tarihli mühürleme işlemini gerçekleştiren katılan Yeşilırmak Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nin mühürleme tarihinden önce 29.12.2010 tarihinde özelleştirilmesi nedeniyle lisans sahibi özel şirket görevlileri tarafından yapılan bu mühürleme işlemine aykırı davranışta, 5237 sayılı TCK'nun 203. maddesinde düzenlenen "mühür bozma" suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki istem yerinde görüldüğünden, Samsun 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2013 gün ve 2013/425 Esas, 2013/639 sayılı kararının CMK'nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden yüklenen suç unsurları itibariyle oluşmadığından sanığın beraatine, cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kararara.com

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye