hukuk haberleri
Kira alacağı davası - Şirketin ihyası Yazdır
Kira alacağı davası - Şirketin ihyası

Kira alacağı davası - Şirketin ihyası

Şirketin İhyası İçin Davacı Tarafa Dava Açmak Üzere Süre Verilmesi Dava Açıldıktan Sonra Bu Davanın Sonucunun Beklenilmesi Şirketin İhyasından Sonra Davaya Dahil Edilmesi Bu Şekilde Taraf Teşkilinin Sağlanmasından Sonra da Davacının Talepleri Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği

T.C.
YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/3612
K. 2016/3901
T. 12.5.2016

• KİRA ALACAĞI DAVASI ( Şirketin İhyası İçin Davacı Tarafa Dava Açmak Üzere Süre Verilmesi Dava Açıldıktan Sonra Bu Davanın Sonucunun Beklenilmesi Şirketin İhyasından Sonra Davaya Dahil Edilmesi Bu Şekilde Taraf Teşkilinin Sağlanmasından Sonra da Davacının Talepleri Hakkında Bir Karar Verilmesi Gerektiği )

• YARGILAMA SIRASINDA ŞİRKETİN TİCARET SİCİLİNDEN TERKİNİ ( Münfesih Olduğu Bildirilen Şirketin Öncelikle Tasfiye Sürecine Tabi Tutulup Tutulmadığı Tasfiye Memuru Atanıp Atamadığı Tasfiyenin Tamamlanıp Tamamlanmadığı Tasfiyenin Tamamlanmasını Müteakip Sicilden Terkin Edilip Edilmediğinin Araştırılması Gerektiği )

• TASFİYE SÜRECİ ( Araştırma Sonucu Tasfiye Süreci Başlamamış İse Şirketin Faal Olduğu Kabul Edilerek Temsile Yetkili Kişi Tasfiye Süreci Başlamış İse Temsile Yetkili Tasfiye Memuru Belirlenerek Taraf Teşkilinin Sağlanması Gerektiği - Kira Alacağı Davası )

• TARAF EHLİYETİ ( Kira Alacağının Tahsili İstemi - Şirket Ticaret Sicilinden Silinmiş İse Tüzel Kişiliğin Sona Ereceği ve Tüzel Kişinin Tüzel Kişiliğinin Sona Ermesi Halinde O Tüzel Kişinin Taraf Ehliyetinin de Sona Ereceğinin Gözetilmesi Gerektiği )

• ŞİRKETİN İHYASI ( Tüzel Kişiliği Sona Eren Davalı Şirketin Yeniden İhyası İle Sicile Kaydedilmesi Halinde O Tüzel Kişi Hakkında Dava Görülebileceği - Şirketin İhyası İçin Davacı Tarafa Dava Açmak Üzere Süre Verilmesi Dava Açıldıktan Sonra Bu Davanın Sonucunun Beklenilmesi Gerektiği/Kira Alacağı Davası )

ÖZET : Dava kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, aleyhine hüküm kurulan münfesih olan şirketin yargılama sırasında ticaret sicilinden resen silindiğinin tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davada temsil ve husumet sorununun çözülebilmesi için münfesih olduğu bildirilen şirketin öncelikle tasfiye sürecine tabi tutulup tutulmadığı, tasfiye memuru atanıp atamadığı, tasfiyenin tamamlanıp tamamlanmadığı, tasfiyenin tamamlanmasını müteakip sicilden terkin edilip edilmediği araştırılması gerekir. Araştırma sonucu tasfiye süreci başlamamış ise, şirketin faal olduğu kabul edilerek temsile yetkili kişi; tasfiye süreci başlamış ise temsile yetkili tasfiye memuru belirlenerek taraf teşkili sağlanmalıdır. Yapılacak araştırma sonucunda şayet şirket ticaret sicilinden silinmiş ise tüzel kişilik sona ermiştir. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ( husumet ) ehliyeti de sona erer. Ancak, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece 17.7.2014 tarihinde karar verildikten sonra temyiz aşamasında Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğünün 9.1.2016 tarihli yazısına göre davalı şirketin münfesih olduğu 23.1.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği bildirilmiştir. Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketinin yeniden ihyası sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılacak davalar ile usulsüzlüğün giderilmesi mümkündür. Tasfiye süreci; ya tasfiye memuru atanarak, ya da şirket ana sözleşmesinde düzenleme var ise şirket ortaklarınca yerine getirilebilir.

Somut uyuşmazlıkta, aleyhine hüküm kurulan münfesih olan şirketin yargılama sırasında 23.1.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davada temsil ve husumet sorununun çözülebilmesi için münfesih olduğu bildirilen şirketin öncelikle tasfiye sürecine tabi tutulup tutulmadığı, tasfiye memuru atanıp atamadığı, tasfiyenin tamamlanıp tamamlanmadığı, tasfiyenin tamamlanmasını müteakip sicilden terkin edilip edilmediği araştırılması gerekir. Araştırma sonucu tasfiye süreci başlamamış ise, şirketin faal olduğu kabul edilerek temsile yetkili kişi; tasfiye süreci başlamış ise temsile yetkili tasfiye memuru belirlenerek taraf teşkili sağlanmalıdır.

Yapılacak araştırma sonucunda şayet şirket ticaret sicilinden silinmiş ( terkin edilmiş ) ise tüzel kişilik sona ermiştir. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf ( husumet ) ehliyeti de sona erer. Ancak, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bunlar yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Kaynak: wwwkazancicom

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye