hukuk haberleri
Gürültüye Neden Olma Suçu Yazdır

Gürültüye Neden Olma Suçu

      Gürültüye neden olma suçu Türk Ceza Kanunu m. 183’te “İlgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişi, iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Üzerinde duracağımız husus hangi eylemlerin bu suç kapsamında olacağı ve benzer eylemleri oluşturan kabahat ve suçların karşılaştırması olacaktır.
      Gürültü, insan yaşamını olumsuz etkileyen ve insanların ruhsal olarak çok fazla zarar görmesine sebep olan etkenlerden biridir. Bu sebeple suçun korumak istediği hukuki yarar kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşam hakkıdır.[1] Nitekim herkesin gürültüden uzak bir çevrede yaşama hakkı vardır ve bunun korunması esastır.
Suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Bu hususun önemi mağdurun belirlenebilir olması yönünden bu suçu kişilerin huzur ve sükunun bozma suçundan da ayırmaktadır.[2] Yargıtay’da bu hususta aynı görüşü benimsemiş olup vermiş olduğu bir kararında da “Gürültüye neden olma suçunun belli bir mağdurunun olmadığı, toplumda yaşayan herkesin bu suçun mağduru olabileceği, gürültünün belli olmayan bir kimseye karşı yapılmasının bu suçu, TCK.nın 123. maddesindeki kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan ayırdığı, zira TCK.nın 123. maddesindeki suçun failinin belli bir kimseyi hedef aldığı, buna karşılık TCK.nın 183. maddesindeki suçun failinin belli bir kimseyi hedef almadığı, öte yandan gürültüye neden olma suçu somut tehlike suçu olduğundan, bu suçun oluşması için gürültüye maruz kalan kişinin sağlığının bozulmasının gerekmediği, gürültünün insan sağlığını tehlikeye düşürmeye elverişli olmasının yeterli olduğu gözetilmelidir.” şeklinde bu hususu açıkça belirtmiştir.[3]
Suçun maddi unsuru ilgili kanunlarda belirtilen yükümlülüklere aykırı olarak gürültüye neden olma olup, gürültünün insan sağlığının zarar görmesine elverişli olması gerekmektedir.[4] Maddede geçen “ilgili kanunlar”, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu konuda düzenleme yapan ilgili kanunlar ile bu kanunların yollama yaptıkları yönetmeliklerdir.[5] İlgili gürültünün insan sağlığını bozacak düzeyde olup olmadığının tespit edilmesi ve bunun sonucunda bir hükme varılması gerekmektedir. Yargıtay da bu hususu “Türk Ceza Kanunun 183. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için; ölçülen gürültü düzeyinin 04.06.2010 tarihli Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliğinin belirlediği limit değerinin üzerinde olması tek başına yeterli olmayıp ayrıca insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmayacağının da bilimsel ölçütlerle yani odyoloji uzmanlığı bulunan iki hekim ve yine bir odyologdan oluşacak heyetten alınacak raporla belirlenmesi gerekecektir.” şeklinde belirtmiştir.[6]
     Suçun düzenleniş şekli göz önüne alındığında insan sağlığının bozulmuş olması suçun oluşumu için gerekmemektedir ve bu sebeple bu suç bir tehlike suçudur. Yargıtay’da suçun tehlike suçu olduğunu vermiş olduğu kararında “TCK’nın 183 üncü maddesinde suç olarak tanımlanan gürültünün insan sağlığının zarar görmesine “elverişli” olması gerektiği KABUL EDİLMİŞTİR. Bu durumda “elverişlilik” ibaresinin, insan sağlığının zarar görmesi ihtimalini, zarar vermeye uygun olmayı ifade ettiği, dolayısıyla suçun tehlike suçu olarak düzenlendiği, suçun oluşumu için somut zararın gerçekleşmesi gerekmediği KABUL EDİLMELİDİR.” şeklinde belirtmiştir.[7]
Bir diğer önemli husus ise bu suç ile Kabahatler Kanunu m. 36’da düzenlenen gürültüye neden olma kabahati ile bu suçun ayrımı noktasıdır. Kabahatler Kanunu m. 36 “Başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olma” eyleminden bahsetmektedir. Buradan da açıkça görüleceği üzere ilgili düzenleme kapsamında gürültü yapılması yeterli olup, gürültüye neden olma suçunda olduğu gibi insan sağlığını bozmaya elverişli olup olmadığı önemli değildir. Şayet salt gürültü yapılmış ise Kabahatler Kanunu m. 36, ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olunması durumunda ise TCK m. 183’te düzenlenen gürültüye neden olma suçu oluşacaktır. Nitekim "Kuru sıkı tabancayla meskun mahalde ateş etme" eyleminin, 5326 sayılı Kabahatler Yasasının 36 ncı maddesindeki "gürültüye neden olma" kabahatini oluşturmaktadır.[8]İlgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından da açıkça görüleceği üzere kurusıkı tabancanın gürültü düzeyinin insan sağlığını bozacak elverişlilikte olmaması sebebiyle eylem gürültüye neden olma suçunu oluşturmamaktadır.
Bu suç kasten işlenebilen bir suç olup taksirli hali suç olarak düzenlenemediğinden dolayı taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suçun olası kastla da işlenmesi mümkün olup herhangi bir saik aranmamaktadır.[9] Bunun yanında suçun ihmal suretiyle işlenmesi de mümkündür. Yargıtay’da suçun ihmal suretiyle işlenebileceği yönünde bir karar vermiş olup ilgili kararda bu hususu “Katılan İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce sunulan 12/06/2006 tarihli ve 2022 sayılı ölçüm sonuçlarının da yer aldığı raporlarda sanığın iş yerinde ses izalasyonu yapmaması nedeniyle sınır değerlerin bir kaç kat üstünde gürültüye neden olduğunun belirlenmiş olması karşısında, mahallinde teknik bilirkişiyle keşif yapılıp, sanığın ses yalıtımı yapmaması nedeniyle çevreye yaydığı gürültünün insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığına dair rapor aldırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi,” şeklinde ifade etmiştir.[10]
Suçun cezası iki aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Dava zamanaşımı suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl olup, zamanaşımı kesen nedenlerden birinin bulunması durumunda 12 yıldır. Suçun soruşturulması ve kovuşturulması resen gerçekleştirilir. Cezanın sınırı göz önüne alındığında ise fail açısından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Kaynak: wwwhukukajansicom Av. Murat Yılmaz

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye