Shift Ajans
Vergi Hukuku
Vergi Hukuku Avukatı | Güneş Hukuk Bürosu | Antalya/ Kemer

Vergi Hukuku Avukatlığı | Antalya

VERGİ HUKUKUNDA ZAMANAŞIMI KAVRAMI

Zamanaşımı Nedir?

            Zamanaşımı, bir hak, yükümlülük veya hukuki durumun kanunlarda öngörülen kısıtlı sürenin sona ermesi ile tüm feri ve sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Çoğunlukla Borçlar Hukuku ve Ceza Hukuku ile anılan bir kavram olan zamanaşımı Vergi Hukukunda da sıkça karşılaşılan bir hukuki müessesedir. Vergi Hukuku açısından zamanaşımını tanımlamak gerekirse, mevzuatta öngörülen sürenin son bulması halinde vergi alacağının talep edilebilirliğinin kalmaması anlamına geldiği söylenebilir. Vergi hukuku kapsamında 213 sayılı Vergi Usul Kanun ile düzenlenen tahakkuk zamanaşımı ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenen tahsil zamanaşımı olmak üzere 2 tür temel zamanaşımı öngörülmüştür.

 

Tahakkuk (Tarh) Zamanaşımı Nasıl Gerçekleşir?

            213 Sayılı Kanunun 114. maddesinin ilk fıkrası uyarınca bir vergi alacağı doğduğu takvim yılının sonrasındaki ilk yılın birinci gününden itibaren 5 yıl içerisinde tarh ve tebliğ edilmez ise tahakkuk zamanaşımına uğrar. Örnek vermek gerekirse, 2009 yılı içerisinde doğan bir vergi alacağı 1 Ocak 2010 ile 31 Aralık 2014 tarihleri arasında tarh ve mükellefe tebliğ edilmez ise tahsil edilebilirliğini yitirecektir. Ancak vergi dairesi tarafından matrahın takdiri maksadıyla takdir komisyonlarına başvurulması halinde zamanaşımı durdurur; şöyle ki sürenin durması 1 yılı geçemez. İlgili komisyonun kararının başvuran vergi dairesine intikal etmesiyle beraber zamanaşımı kaldığı yerden devam eder. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun kararına göre, vergi dairelerinin takdir komisyonu kararlarına karşı dava açmaları halinde de süreler durmaktadır.

            Zamanaşımını durduran haller takdir komisyonlarına başvurulması ile sınırlı değildir. 213 sayılı Kanun madde 15/1 ile ağır kaza, ağır hastalık, tutukluluk veya doğal afet gibi mücbir sebep hallerinde de süreler durmaktadır. Bu hallerde mücbir sebep ortadan kalkana kadar geçen süre, normal zamanaşımı süresinin sonuna eklenmektedir. Son olarak vergi veya ceza ihbarnamesinin mükellefe usule uygun bir şekilde tebliğ edilmesi ile 114. maddedeki tebligat şartı sağladığından artık zamanaşımı süresinin tamamen kesilmesi de gündeme gelecektir.

 

Vergi Hukukunda Ceza Zamanaşımı Nasıl İşler?

            Vergi Hukukunun avukatları en fazla ilgilendiren konularından biri de ceza hükümleridir. Tahakkuk konusunun alt başlıklarından olan ceza kesimi ile alakalı zamanaşımı hükümleri de Kanunun 374. maddesinde yer almaktadır. Buna göre vergi ziyaı cezasında verginin doğduğu yılı takip eden bir sonraki yılın ilk gününden itibaren 5 yıllık, usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden bir sonraki yılın ilk gününden itibaren 2 yıllık, özel usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden bir sonraki yılın ilk gününden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür.

            Vergi Hukuku, özellikle avukatlar veya mali müşavirler tarafından fark edilmeyen veya lehe olduğu için kasten dikkate alınmayan mali hatalara karşı da mükellefi uzun süreli sorumlu tutamamaktadır. Örneğin 5 yıllık zamanaşımı dolan vergiler için hata düzeltmesi yapılması mümkün değildir. Nitekim bu zamanaşımı süresi, 5 yıllık sürenin son yılı içerisinde tarh ve tebliğ edilen vergiler için 1 yıldan az olamamaktadır. Ayrıca ödeme emri tebliğ işlemi tamamlanan vergiler için tebliğ tarihi, ilan yoluyla tebliğ edilip vergi alacağı için haciz işlemlerinin başlaması halinde ise haciz tarihi itibariyle düzeltme zamanaşımı en az 1 yıl süreyle devam etmektedir. 

 

Tahsil Zamanaşımı Nedir?

            Vergi Hukukunun uygulamasında avukat ve mükellefleri en çok ilgilendiren kısım vadesi gelen alacakların tahsili aşamasıdır. Vergi alacağının vadesi, o verginin ödenmesi için belirtilen süresinin son günü anlamına gelmektedir. Kamu alacakları vadesinin denk geldiği yılı takip eden yılın ilk gününden itibaren 5 yıl içerisinde tahsil edilmediği takdirde zamanaşımına uğrayarak talep edilebilirliğini yitirir. Örnek olarak 2010 yılının Şubat ayında ödenmesi gereken Gelir Vergisi taksit tutarı, ödenmediği takdirde 1 Ocak 2011 ile 31 Aralık 2015 tarihleri arasında tahsile konu edilebilir. Ancak özel kanunlarda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülen veya zamanaşımı dışında tutulan amme alacakları ile para cezaları bu hükme dahil değildir. Yine de mükellefin rızasıyla yaptığı ödemeler zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi kabul edilir ve iadesi yapılmaz.

            Vergi Hukukunda tahsil zamanaşımını kesen haller tahdidi olarak belirlenmiştir. 6183 sayılı Kanunun 103. maddesine göre, ödeme, haciz uygulaması, cebri icra sonucu tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, kefile başvurulması, yargı mercilerinin bozma kararları, teminata bağlama, yürütmenin durdurulması, iki idarenin arasındaki borç ilişkilerinde borçlu tarafın muhatap kuruma yazılı müracaatı ve alacağın ödeme planına bağlanması hallerinde tahsil zamanaşımı kesilir. Bazı özel durumlarda ise zamanaşımı kesilmese bile Vergi Hukukunun bir diğer önemli usul kuralı olan zamanaşımının durması gündeme gelmektedir. Kanunun 104. maddesi uyarınca borçlunun yurt dışında bulunması, hileli iflas suçunu işlemesi ve tereke tasfiyesi sebebiyle borçlu hakkında tatbikat yapılamaması hallerinde zamanaşımı işlemez. Bu hallerin ortadan kalktığı anı takip eden ilk günden itibaren zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder.

 

Zamanaşımının Sonuçları Nelerdir?

            Bir amme alacağı tahsil zamanaşımına uğradığı takdirde tıpkı Borçlar Hukukunda olduğu gibi Vergi Hukuku alanında da eksik borç halini alır. Eksik borç, bir borcun mevcudiyetini koruması ancak alacaklı tarafından talep veya dava konusu edilememesi anlamına gelmektedir. Nitekim uygulamada borçlunun hukuk bilgisine hakim olmamasını veya avukata danışmayı ihmal etmesini fırsat bilen bazı alacaklılar eksik borçları da takip konusu yapabilmektedir. Güneş&Çelebi Hukuk Bürosu olarak bu tip eksik borç, zamanaşımı def’i ve diğer usul kuralları çerçevesinde müvekkilimizin haklarını korumak, vergi hukuku alanında sunduğumuz hizmetlerin başında gelmektedir.

            Tahakkuk zamanaşımında ise vergi borcunun akıbeti ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununda herhangi bir hüküm veya açıklamaya yer verilmemiştir. Uygulama açısından ise mükellefin rızasıyla başvurması halinde muhatap vergi kurumu tarafından tahakkuk fişi üzerine “mükellefin rızası üzerine tahakkuk verilmiştir.” şeklinde şerh düşülerek vergi tahsilatı yapılabilmektedir. Ancak Vergi Hukukunda tahakkuk zamanaşımı süresinin dolması ile birlikte alacaklı kurumun vergiyi kendiliğinden tarh ve tebliğ etme yetkisi tamamen ortadan kalkmaktadır. Bununla beraber Kanunun 138/2 maddesinde belirtildiği gibi zamanaşımına uğrayan vergi üzerinde inceleme yapılma ihtimali de bulunmamaktadır. Güneş&Çelebi Hukuk Bürosu olarak Vergi Hukuku alanında uzmanlaşan avukatlarımızla zamanaşımı def’ilerinin ileri sürülmesi veya eksik borca itiraz edilmesi gibi hukuki hizmetlerin yanı sıra zamanaşımına uğrasa bile geçmiş dönem vergi borçlarını tahakkuk ettirip ödemek isteyen müvekkillerimize hukuki desteğimiz de mevcuttur.

Copyright © 1999-2018 | Güneş Hukuk Bürosu
Antalya / Türkiye